Halep Sonrası Suriye

Suriye’nin en önemli kentlerinden birisi olan Halep 20. yüzyılın en büyük katliamlarından birisine sahne oldu. Uzun zamandan bu yana Esed rejimi, Rusya, İran ve Şii milislerin oluşturduğu askeri ve siyasi […]

Suriye’nin en önemli kentlerinden birisi olan Halep 20. yüzyılın en büyük katliamlarından birisine sahne oldu. Uzun zamandan bu yana Esed rejimi, Rusya, İran ve Şii milislerin oluşturduğu askeri ve siyasi koalisyonun hedefi olan kent gerçekleştirilen saldırılarda harap olurken on binlerce insan hayatını kaybetti, çok daha fazlası ise yaralandı. Türkiye ise yaşanan insanlık krizini bir nebze olsun hafifletebilmek adına Rusya ile bir tahliye anlaşmasına imza atarak sivillerin ve silahlı muhalif unsurların kentten çıkışını sağladı. Nihayetinde muhaliflerin Halep kent merkezini kaybetmiş olmasını beş yıldır devam eden Suriye krizinde önemli bir dönüm noktası olarak okumak mümkünken kentin kaybedilmiş olması aynı zamanda birçok önemli soruyu da beraberinde getirdi.

Halep’in rejimin kontrolüne geçmesinin stratejik düzlemde iki ana nedeni olduğunu söylemek mümkündür. Birincisi Rusya’nın Suriye sahasına müdahil olmasıyla birlikte değişmeye başlayan askeri-stratejik denge. İkincisi ise bölgesel ve uluslararası düzeyde Suriye krizinin geneline yönelik askeri ve diplomatik desteğin değişen dinamikleridir. Askeri-taktiksel anlamda ise rejim ve müttefiklerinin kenti uzun bir süre muhasara altında tutması ve muhalif bölgelerin ağır bombardıman altına alınarak yaşam alanının tamamen yok edilmiş olması belirleyici unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Halep’te yaşananların da teyit ettiği gibi Suriye’de oluşan mevcut askeri güç dengesi muhaliflerin aleyhine seyretmeye devam etmektedir. Ancak Halep sonrası savaşın hızla sona ereceği ve rejimin ülkede tekrardan kontrolü sağlayacağı gibi erken bir çıkarımda bulunmak da mümkün değildir. Türkiye ve Rusya’nın garantörlüğünde hayat bulan ateşkes ise az da olsa Suriye için barış umutlarını yeşerten bir gelişme olmuştur. Bu analizde Halep’in Suriye rejiminin kontrolüne geçmesinin stratejik ve askeri düzeyde sebep ve muhtemel sonuçları ele alınırken aynı zamanda Fırat Kalkanı Harekatı açısından oluşturduğu riskler, muhaliflerin Suriye’deki askeri ve siyasi geleceği incelenmektedir.

TAM METİN